facebook-icongoogle-iconinstagram-iconyoutube-icon



444 0 714

Kadınlar Vajinal Doğumdan Neden Korkarlar?

Kadınlar vajinal doğumdan neden korkarlar?

  • Ne şekilde doğum yapacağı anne adaylarının gebeliğin başından itibaren akıllarını kurcalayan bir sorudur. Kimileri vajinal doğumun doğal ve fizyolojik bir  olay olduğunu kabullenirken kimi anne adaylarında doğum korkusu daha baskın bir haldedir.
  • Bununla ilgili yapılan pek çok çalışmada korkulan konular şu şekilde tespit edilmiştir;

-doğum ağrısının çok şiddetli bir ağrı olması ve saatler sürecek olması

-doğumda ölme,

-bebeğinin oksijensiz kalması, zarar görmesi,

-bebekte kalıcı bir hasar olması, bebeğin ölmesi,

-panik olma, başarısızlık yaşama,

-yanlış bir davranışta bulunarak bebeğe veya kendine zarar verme,

-acilen sezaryen doğuma alınma

-fazla kanama, plasenta parçasının kalması.. gibi doğum sırasında anormal durumlar gelişmesi,

-epizyotomi ( doğum kesisi açılması)

Bu korkular neden yersiz?

  • Doğum ağrısı korkusu;

Doğum sırasında duyulan ağrı algısı kişinin psikolojik ,fizyolojik, sosyokültürel  ve eğitim durumuna göre değişkenlik gösterebilir. Bu ağrıyı hayatında duyduğu en büyük ağrı olarak tanımlayan da vardır, hiç korktuğu  gibi olmadığını, çok az ağrı duyduğunu söyleyen de.

Doğum ağrısı hayatımızdaki diğer ağrılardan farklı olarak doğal bir sürecin parçasıdır.

Ağrı algısı bu ağrıya hazırlananlarda azalır , bu hazırlık doğum öncesi  eğitim alarak ağrıyı normalleştirmek, ağrıyla baş edebilecek hareket ve nefes yöntemlerini öğrenmekle mümkün olur.

Bunun yanında şartlar uygunsa epidural anestezi ile ağrısız doğum yöntemi de güzel bir çözümdür.

  • Komplikasyon gelişme korkusu ve doğumda ölme korkusu;

Yapılan her tibbi  müdahalenin örneğin kalçadan enjeksiyon yapılmasının bile riskleri vardır tabi ki bu vajinal doğum için de sezaryen için de geçerlidir.

Komplikasyon ve anne ölüm oranı vajinal doğumda sezaryenden daha düşüktür.  Doğumda yaşanabilecek anormal durumların çoğu  doktor  ve doğum ekibi sayesinde önlenecek, önlenemese de erken müdahale ile çözümlenebilecek düzeydedir.

Günümüzde ilerleyen tıp bilimi, sağlık hizmetlerine ulaşmanın kolaylaşması, doğumlara uzman doktor katılımının artması  gibi faktörlerle anne ölüm oranları çok düşüktür. (Türkiye de 100 000 de 17’dir).

  • Panik olup başarısızlığa uğrama korkusu;

Doğada tüm dişi canlılar fiziksel ve içgüdüsel olarak doğum yapabilecek şekilde yaratılmıştır. Doğum sırasında duygusal olarak sizi destekleyen doktor, ebe, eş ve yakınlarınızın varlığı bunu aşmanız için  yeterli olacaktır.

  • Bebeğe yada kendine zarar verme korkusu;

Ağrı algısını ve korkuyu yönetmeyi başaramayanlar  doğru düşünme yeteneğini kaybedip karşıdakinin söylediklerinin anlayamaz ve doğum sırasında yapması gerekenlere uyum gösteremez duruma gelebilir. Yapması  gerekenlere uyumsuz olmak bebeğin çıkışının

zor olması, doğum kanalında gereğinden  fazla  kalıp oksijensiz kalması,  doğuma bağlı yırtıklar oluşması gibi tatsız sonuçlara yol açabilir. Bunu yaşamamak için tüm yapılması gereken doğum korkusunu yenmek için önceden gereken hazırlığı yapmaktır. Bu düzeyde uyumsuz davranan anneler oldukça nadir görülür, çoğunlukla doktor ve ebenin yönetimiyle sorun yaşanmaz.

Yine de doğum hekimi  sağlıklı bir doğum gerçekleşemeyeceğini ön gördüğünde  sezaryene geçerek bebek yada anne için olumsuz durumların yaşanmasına izin vermez.

  • Sezaryene alınma korkusu;

Vajinal doğum beklenen her kadında sonuç başarılı olmayabilir bu çok olağandır.

Bir doğumun vajinal yoldan olup olmayacağının cevabı bebek doğana kadar kesin değildir. Doğumun herhangi bir evresinde beklenenden farklı durumlar gelişip sezaryen gerekliliği doğabilir. Sezaryen bu durumlarda bebek ve anneyi korumak için yapılması gereken  alternatif doğum yöntemidir. Eğer sezaryen olmasaydı anne ve bebek ölümleri belirgin şekilde artardı.

Doğum öncesi hazırlığın bu konuda da önemi olduğu , hazırlık yapmış anne adaylarında sezaryen ve müdahaleli doğumun çok daha az oranda olduğu bilinmektedir.

  • Bebeğin oksijensiz kalıp zarar görmesi, ölmesi korkusu;

Günümüzde tüm gebelik  boyunca düzenli takiplerini yaptırmış, riskleri belirlenmiş ve doğumda da bir sağlık kurumuna başvurmuş gebelerde  bu risk çok düşüktür. Doğum boyunca bebek belirli aralıklarla   NST ile takip edilmekte ve yolunda gitmeyen durumlar olduğunda vajinal doğumda ısrar edilmeyerek sezaryen kararında gecikilmezse  bebeğin etkilenmesi olasılığı oldukça zayıftır. Doğru zamanda yapılan doğru girişimler sonucu günümüzde bebek ve anne ölümleri neredeyse ortadan kalkmıştır.

  • Epizyotomi korkusu;

Epizyotomi dediğimiz doğum kesisi ve dikişleri anne adaylarının gözünde gereğinden fazla büyütüp korktuğu bir durumdur. Epizyotomi her doğumda açılmaz, açılsa da yeterli anestezi yapılarak açılan yaklaşık 4-5 cm çok derin olmayan , çabuk iyileşen bir kesidir ( epizyotomi hakkında detaylı bilgiyi vajinal doğum hakkında merak ettikleriniz  konusunda bulabilirsiniz).

Anne adayları normal doğum korkularını yenmek için önerilerim

1-Bilgilenin:

  • Bu korkuların en büyük sebebi 'doğum konusunda yeterince bilgi sahibi olmamaktan’  kaynaklanır . İnsan doğası gereği bilmediği şeyden korkar.
  • Doğum konusunda eğitilmiş ve hazırlanmış anne adayları için doğum mutlu bir olaydır ve kendine güvenini arttırır.
  • Doğum nasıl başlar, kaç saat sürer, doğum süresince takipte neler yapılır, nasıl aksilikler çıkabilir, nasıl davranırlarsa işler kolaylaşır .. gibi soruların cevaplarını bilmek kendini ekibin bir  parçası olarak görmesini sağlar.
  • Böylece kasılmalar başlayınca gereksiz paniğe kapılmaz, ne yapması gerektiğini bilerek sakin kalabilir.
  • Baba adayının da bu bilgilere sahip olması ayrıca faydalı olur . Çünkü kasılmalar sıklaşıp kuvvetlendiğinde eşinin canının acıdığını düşünen baba adayı panik ,çaresizlik, korku hissedebilir.
  • Doğum yapacağı hastaneye, doğumu yaptıracak doktor ve ekibe güvenmek kaygıyı azaltır.
  • Doğum konusunda bilgilenmek günümüzde çok kolaydır. İnternetten doğum hakkında her türlü bilgiye ulaşılabilecek doktorların hazırladığı siteler, videolar, doğum hakkında bilgilendiren kitaplar, mümkünse doğum öncesi eğitim kurslarına katılmak ve en önemlisi aklına takılanları doktoruna  sormak izlenmesi gereken en doğru yollardır.

2- Bilgi kirliliğinden, kötü örneklerden kaçının:

  • Doğumla ilgili olarak belki de gebe kalmadan çok daha önceden itibaren olumsuz hikayeler dinlemişizdir, filmlerde dizilerde gerçeklikten uzak doğum sahneleri izlemişizdir, doğum yaparken talihsiz olaylar yaşayanların hikayelerini basında görmüşüzdür… sonuç olarak çoktan doğumla ilgili korkular bilinç altımıza işlemiştir.
  • Bunların çoğu abartılmış, doğru olmayan yada çok nadiren yaşanabilecek durumlardır.
  • Anne adayı , Dünyanın var oluşundan beri normal doğumun var olduğunu düşünerek, kendiliğinden gelişen bu sürecin akışına kendini bırakmalıdır.

3-Güzel doğum hikayeleri dinleyin, okuyun, güzel doğum videoları izleyin:

  • Doğum konusunda yeterince bilgi sahibi ve kendini buna hazırlamış anne adaylarının çok güzel doğumları ve doğum hikayeleri vardır. Çünkü onlar kendilerini olumsuz düşüncelere, korkuya yada ağrıya teslim etmeden doğumlarının her aşamasında aktif rol oynarlar , bebeğinin çıktığı anda ise o tarifsiz mutluluğun yanında başarmış olmayı sonuna kadar yaşarlar. Bunu yaşayan birinden dinlemek anne adayı için oldukça  motive edici olacaktır.

4- Sezaryeni alternatif olarak görmeyin:

  • Sezaryen de bir doğum şeklidir ama vajinal doğumun alternatifi değildir, vajinal doğum yapılmasına engel bir durum olduğunda başvurulması gerekir.
  • Vajinal doğumun sezaryene üstün olduğu tüm dünyada kabul görmüş bir gerçektir..
  • Bu konuda detaylı bilgi için vajinal doğum mu sezaryen mi? başlıklı yazımı okuyabilirsiniz.

5-Bedeninizi ve ruhunuzu hazırlayın:

  • Bedeni doğuma hazırlayıcı egzersizler yapmak, gebeliği hareketli geçirmiş olmak, sağlıklı beslenmiş ve fazla kilo almamış olmak doğumu kolaylaştıracaktır.
  • Doğum ağrısı sırasında rahatlama teknikleri, nefes alıp verme ve etkili ıkınmayı öğrenmek faydalı olacaktır.

6-Doğumla ilgili pozitif düşünceler içinde olun:

  • Doğum aklına geldiğinde korku ve endişe duyanlar için hatırlanmasını tavsiye ettiğim olumlu ifadeler;
  • Kadınlar vajinal doğum yapma yeteneği ile yaratılmışlardır.
  • Kadınlar yüzyıllardır doğurabiliyor.
  • Benim vücudumda bunun için uygun.
  • Herşey yolunda gittiği sürece bende herkes gibi doğurabilirim.
  • Yolunda gitmeyen birşeyler olduğunda doktorum gerekeni yapacaktır..
  • Bebeğim ve benim için vajinal doğumun avantajları daha fazla.
  • Eşim/ annem/ arkadaşım/kardeşim/doğum koçum/ doktorum vs yanımda olacak beni destekleyecekler.
  • Hayatımın en özel anlarından biri olacak.
  • Doğum yapabilecek güçteyim.

Anne adaylarının daha kolay bir doğuma hazırlanması için neler yapması gerekir?

  • İlk yapılması gereken doğuma aktif olarak katılabilecek doğum bilgisine sahip olmaktır. Özellikle nefes teknikleri ve ıkınma sırasında ne yapması gerektiğini öğrenmek faydalı olacaktır.
  • Doğum sırasında özellikle ıkınma zamanı geldiğinde annenin uyumu doğumu kolaylaştıracaktır. Bunun için gebelik boyunca özellikle son aylarda yapılan karın kaslarını güçlendiren egzersizler faydalıdır.
  • Gebelik boyunca yapılan esneme egzersizleri , yürüyüşler , yoga, yüzme , hamilelik pilatesi gibi sporlar doğumu kolaylaştırıcıdır.
  • Anne adayının gereğinden fazla kilo alması yada bebeğin kilolu olması doğumu güçleştirir. Sağlıklı beslenme kurallarına dikkat etmek bu açıdan da  önemlidir.
  • Doğum sırasında yanında olacak kişileri belirlemelidir. Genellikle doğum öncesi eğitim almışsa sadece eşinin olması yeterlidir veya beraberinde doğum konusunda tecrübeli yada bilgili, soğukkanlı, anne adayının kendini yanında güvende hissedeceği, kendi istediği bir yakının olması yeterlidir. Çok sayıda kişi olması annenin konsantrasyonunu ve mahremiyet hissini düşürür, herkesin farklı yorum yapması yada görüş bildirmesinden olumsuz etkilenebilir.
  • Bazı hekimlerin doğal sancıların başlaması için son haftalarda meme başı uyarılması, vajenin esneklik kazanması için perine masajı, düzenli cinsel ilişki gibi önerileri olabilir.

Doğum sırasında ağrıyla baş etmenin yolları nelerdir?

  • Anne adayı bilmelidir ki; ağrı aslında rahim kaslarının kasılmasıdır, her kasılma rahim ağzını açan , bebeği aşağıya iten yani bebeği bize biraz daha yaklaştıran bir kuvvettir, tüm bunların sonucunda bebek doğar doğmaz bu ağrı bitecek ve yerini bebeğine kavuşmanın ve başarmanın mutluluğuna bırakacaktır. Bebek doğar doğmaz onunla rahatlıkla  ilgilenebilecek  anneliği yaşamaya hemen  başlayabilecektir.
  • Ruhsal açıdan pozitif düşünceler içinde olup her kasılmanın bebeği  kendisine biraz daha yaklaştıran bir güç olduğunu düşünerek motive olabilir.  Birkaç saat sonra hayatının en önemli anlarından birini yaşayacağını düşünerek ,bebeği hakkında düşüncelere ,hayallere dalarak, dua ederek güç toplayabilir.
  • Bedensel olarak da doğum sırasında anne adayı ağrıyı daha az hissetmek için istediği gibi davranarak vücudunu ağrıya adapte edebileceği yolu    Herkes için bu yol farklıdır.
  • Ağrı sırasında istediği pozisyonda kalabilir,

Yürüyebilir, oturabilir,

Bacakların arasına yastık alıp yan yatabilir,

Ayakta birine sarılıp yada biyere tutunup sallanabilir

Pilates topu üzerinde  oturup ritmik sallanabilir, Kedi pozisyonunda eller ve dizler üzerine eğilebilir,

Dizlerinin üzerine çömelerek secde pozisyonu alabilir,

Kol, bacak, sırt egzersizleri, esneme hareketleri yapabilir,

Çömelebilir , tuvalete oturabilir ( özellikle ıkınırken) ……..Bu liste uzatılabilir.

  • Gevşemek için el ayağına , sırtına , beline masaj yaptırabilir, duş alabilir, müzik dinleyebilir, odada ışıkları kapatıp loş bir ortam yaratabilir.
  • Nefes teknikleri ve etkili ıkınmayı bilmek ağrıyla baş etmenin belki de en etkili yoludur. Kasılma geldiğinde yapılacak olan en doğru şey gevşeyip derin bir nefesi ciğerlere doldurmaktır, kesinlikle bağırıp ağlamak , kendini sıkmak değildir.
  • Göğüs kafesinin yükseldiğini görene kadar derin ve rahat bir nefes alıp, nefesi yavaşça dışarı vermek yeterlidir.
  • Amaç hızlı ve sık nefes alışverişi değildir. Sakin, derin , düzenli bir nefes alışverişi olmalıdır.
  • Ağrı sırasında bağırarak bunu atlatmaya çalışmak gereksiz enerji kaybı ve ses tellerine zarar vermekten , çevremizdekileri üzmekten başka bir işe yaramaz.